Hikayem

Adana Barosu Başkan Adayı

Av. Oya Tekin’in

Adaylık Açıklama Metni

Değerli basın mensupları, Adana Barosu’nun saygıdeğer üyeleri, kıymetli meslektaşlarım, değerli stajyerlerimiz ve saygıdeğer konuklar öncelikle toplantımıza katıldığınız için hepinize saygılarımı sunuyor, hoş geldiniz diyorum.

Öncelikle ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık günlerde, hukukun ve adaletin adının bile anılmadığı, her taraftan katliam ve ölüm haberlerinin geldiği bu akıl almaz iklimde hukuk ve adaletin önemini vurgulamak, büyük hukuk adamı, insan hakları savunucusu, Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Tahir Elçi’yi bir kez daha huzurlarınızda saygıyla anmak istiyorum. Bu acı ortamında hukuk ve adalete her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Ülkemizin Tahir Elçi gibi insan hakları savunucularına, cesur ve yürekli insanlara, mert insanlara ihtiyacı var.

Değerli konuklar,
Türkiye’de avukat sayısı gittikçe artıyor. Bu artış daha uzun süre aynı hızla devam edecek. Çünkü sürekli yeni hukuk fakülteleri açılmakta ve her yıl binlerce genç bu fakültelerden mezun olmakta. Bu durumun yarattığı olumsuzlukları pek çoğumuz yakından biliyoruz. Yeni hukuk fakültelerinin açılmasına ve bu fakültelerden doğru düzgün eğitim almadan mezun olan gençlere ilave olarak, Türkiye’deki mevcut siyasal sorunlar ve hukukun üstünlüğünün sağlanamaması da meseleye dahil edilince, mesleğimizin geleceğinin pek de parlak görünmediği ortada.

Böylesi bir süreçte, hepinizin de bildiği üzere, Adana Barosu için yapılacak başkanlık seçimine yaklaşık olarak bir yıl var. Ancak içinden geçtiğimiz sürecin kimi gereklilikleri nedeniyle seçimlere henüz bir yıl olmasına rağmen Adana Barosu başkanlığına aday olduğumu açıklamam gerekti.

Meslekte geçirdiğim 25 yıl boyunca üyesi olmaktan gurur duyduğum Adana Barosu’nun, mevcut gücüne güç katmak ve bu yolda elimden gelen gayreti göstermek için baro başkanlığına adayım.

Saygıdeğer misafirler,
Bizler, çağdaşlığı, hukukun üstünlüğünü ve demokrasi değerlerini ilke edinmiş, emekçilerin, ötekileştirilmiş ve eşitsizliğe sürüklenmiş toplum kesimlerinin hak ve özgürlüklerinin sağlanmasından, doğanın ve çevrenin korunmasından yana olan, savaşa karşı duran ve ölüme karşı yaşamı savunan avukatlar olarak önce iç sorunlarımızı hızla çözmek, ardından da ülkemizde gerçek bir barış ikliminin tesis edilmesi için elimizden geleni yapmak zorundayız. Ülkemizin adeta bir yangın yerine çevrilmesine karşı durmak bizim en temel sorumluluğumuzdur.
Devletin en büyük sorumluluğu, bireyin doğuştan sahip olduğu temel hak ve özgürlükleri güvenceye almaktır. İnsan hakları yükümlülüklerine saygı, hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik rejimlerin temel ve vazgeçilemez unsurudur. Bu yükümlülük, terörle mücadele, kamu düzeni ve güvenliği gibi nedenlerle askıya alınamaz.

Demokrasi ve hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu ülkelerde insan hakları, anayasa ve yasalarla korunmakta ve bu konunun denetimi de bağımsız mahkemeler tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla, hakkının ihlal edildiğini iddia eden bir bireyin öncelikle hukuk yollarına başvurarak hakkını araması gerekmektedir. İşte tam da bu noktada biz avukatlara çok büyük görevler düşmektedir. Ülkemizin insan hakları yükümlülüklerine saygılı bir anlayışla yönetilmesini sağlamak ve insan hakları ihlalleri konusunda hak savunuculuğu yapmak biz avukatlara düşen önemli bir görevdir. Temel hak ve özgürlükleri sınırlamaya ve hatta ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme ve uygulamalara son verilmesi için toplumumuzun bizlere her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var. Bunun için bütün gücümüzle mücadelemizi sürdürmek zorundayız. Ülkemizin insanları din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet, düşünce ve inanç farklılığına dayanan her türlü ayrımcı uygulamaya, insanlık onurunu zedeleyici her türlü kötü muameleye, yoksulluk ve eşitsizliklerin temeli olan her türlü sömürüye karşı durabilmek için bizim desteğimizi bekliyorlar.

Avukatlık zor ve güç koşullarda yapılan bir meslektir. Avukat ele aldığı sorunların hakkaniyete ve hukuka uygun çözümü için çaba harcarken mutlaka avukatlığın genel etik değerlerine ve temel ilkelerine uygun davranmak, bu esnada da insan haklarına saygılı bir tutum sergilemek zorundadır. Bu ilkelere uygun davranmak ve insan haklarını korumak hepimizin en başta gelen görevidir. Bu görevi yerine getirirken bilmeliyiz ki; hiçbir kişi ve kurum Anayasa’da ve Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları sözleşmelerinde öngörülen temel hak ve özgürlüklerin olağan zaman için öngörülenden daha fazla sınırlandırılmasına yol açacak önlemler alamaz. Terörle mücadele veya kamu güvenliği kapsamında yürütülen tüm faaliyetlerin iç hukuk ve uluslararası hukuktan doğan insan hakları hukuku yükümlülüklerine göre planlanması ve uygulanması gerekir. İnsan hakları hukuku devletlere, yetki alanındaki insanların hayatlarının ve vücut bütünlüklerinin tüm siyasal amaçların önünde tutulması hukuki sorumluluğunu yüklemektedir.

Meslek hayatım boyunca, elimden geldiğince eşitlikten, adaletten, barıştan, temel hak ve özgürlüklerden ve insan haklarından yana oldum. Her türlü ayrımcı uygulamaya ve kötü muameleye karşı durdum. Bundan sonra da bu tavrımı sürdürme konusunda kararlıyım. Avukatlığın bir kamu hizmeti olmasının gerektirdiği adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile meslek etiğine bağlı ilkeli bir avukat olmaya çalışarak yürüttüğüm mesleğimi, bu ilkelerin hayat bulduğu bir baro başkanlığı ile taçlandırmak ve bu süreçte hem Adana Barosu’na hem de ülkemizdeki hukuk ve adalet mekanizmalarına katkı sunmak istiyorum.

Bunun için ilk yapılması gereken şeyin hukukun üstünlüğü ve demokrasi değerlerini ilke edinmiş bir hukukçu olmaya çalışmak olduğunu asla unutmamalıyız. Bu değerlerin ülkemize yerleşmesi için her avukatın çaba göstermesi gerek. Aksi halde hukukun ve adaletin adının bile anılmadığı bir yer olma yolunda hızla ilerleyen bu memlekette hepten hukuksuz kalacak ve temel hak ve özgürlükleri bütünüyle yitireceğiz.

Bu güne kadar Adana Barosu’nda önemli görevler üstlenmiş bir kadın avukat olarak son 5 yıldır Adana Barosu Staj Komisyonu’nun başkanlığını yürütmekteyim. Bu süreçte mensubu olduğum mesleğin ve özellikle Adana Barosu’nun ne gibi sorunları olduğunu daha yakından öğrenme fırsatı buldum. Hem mesleğimizin itibarının zedelenmeye çalışıldığı, hem de yargı bağımsızlığının ayaklar altına alındığı bu süreçte, meslek sorunlarımızın neler olduğunu ve bunların nasıl çözüme kavuşturulacağını biliyorum.

Bu vesile ile baro başkanı seçilmem halinde yapacağım şeylerden bazılarını şu şekilde sıralamak istiyorum:

  • Avukatlık mesleğinin sosyo-ekonomik yapısının yıpratılmasına karşı duracağız.
  • Yargı bağımsızlığını savunmaya devam edeceğiz.
  • Hukuki yardım sisteminin işlerlik kazanmasına çalışacağız.
  • CMK ve adli yardım ücretlerinin artırılmasına çalışacağız.
  • Hukuki himaye sigortasının hayata geçirilmesine çalışacağız.
  • Meslek mensupları için hizmet binası yapılmasına çalışacağız.
  • İşsiz avukatlar için uyum büroları kuracağız.
  • Bağlı çalışan avukatların ücretlerinin iyileşmesini sağlayacak ve diğer haklarını savunacağız.
  • Meslek etiği konusunda çalışmalar yapacak, avukatlık mesleğini zedeleyen her tür ilkesiz tutuma karşı duracağız.
  • Baronun Kadın Hakları Komisyonu öncülüğünde bir kadın merkezi kuracağız.
  • Açılan hukuk fakültelerinin ve meslek kalitesinin takipçisi olacağız.
  • Fakültelerde verilen hukuk eğitimlerine müdahil olacağız.
  • Memleket siyasetinden bağımsız olmadığımızı bilerek temel insan haklarını savunacağız ve hukuksuz uygulamalarla mücadele edeceğiz.
  • Kurumsallaşmanın meslekte etkin hale gelmesi için çaba göstereceğiz.
  • Adana ve çevresine ilişkin hukuki problemlerle ilgili inceleme raporları hazırlayacak ve kamuoyunu düzenli olarak bilgilendireceğiz.
  • Kentimizin talan edilmesine karşı duracağız ve yaşam alanlarımızın rant uğruna hukuksuz biçimde katledilmesine karşı tavır geliştireceğiz.
  • Ülkemizdeki mülteciler konusunda çalışmalar yapacağız. Mültecilerin insanlık dışı koşullarda yaşamalarına, emek sömürüsüne maruz bırakılarak kötü şartlarda çalıştırılmalarına ve haklarının ihlal edilmesine baro olarak karşı koyacağız.
  • Politik tavırlarımızı gündelik konulara göre değil, temel ideolojik tutumumuza göre belirleyeceğiz.
  • Konuşmakla kalmayıp, uygulayacağız.
  • Meslekten aldığımızı mesleğe vermek için stajyer avukatların sorunlarını çözme gayretinde olacağız.
  • Mesleğin temel etik değerlerini, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunan ve yargılama etkinliğine gerçekten katkı sunan bir avukatlık faaliyeti için eğitimler düzenleyeceğiz.
  • Temel sol değerlerden ve Cumhuriyetin kazanımlarından taviz vermeyeceğiz.

Tüm bu sıraladıklarımı yapabilmem için baromuza kayıtlı avukatların desteğini bekliyorum.

Bu süreçte hakkımızda çok çeşitli şeyler söyleyenler çıkacaktır. Fakat konuşulanlara değil yaptıklarımıza bakılması halinde gerçek kolaylıkla anlaşılacaktır. Biz ilkelerimizle varız, her şeyden önce bir ilke hareketiyiz. Birlikte hareket ettiğimiz dostlarımızla beraber sorunları da biliyoruz, çözümleri de biliyoruz. Ünlü Alman düşünür ve edebiyatçı Goethe’nin de dediği gibi “Düşünmek kolay, yapmak zordur. Dünyada en zor olan şey ise düşünüleni yapmaktır.”

İşte tam da bu söylediklerimi yapabilmek için bizlere düşen temel görev, birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmek, kendi iç sorunlarımızın kısır döngüsünde boğuşmak yerine ülkemizi ele geçiren faşizme karşı hep birlikte mücadele etmektir. Bizler ancak birlik içerisinde hareket edersek varolabiliriz.
Hepinizin de bildiği üzere, baromuz gücünü meslektaşlarımızın iradesinden ve mesleki dayanışmadan almaktadır. Bu dayanışmayı bozmadan, bir arada ve yan yana durmak artık hem mesleki, hem de tüm yurttaşlarımıza karşı insani sorumluluğumuzdur.

Baro başkanı olmam halinde;
Her daim eşitlikten, adaletten, emekten ve her şeyden önce barıştan taraf olacağıma, ezilenin yanında, ezenin karşısında duracağıma, menfaat uğruna doğru bildiğim şeylerden asla vazgeçmeyeceğime, temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme ve uygulamalara, her türlü ayrımcı uygulamaya, insanlık onurunu zedeleyici her türlü kötü muameleye, her türlü sömürüye her zaman karşı duracağıma, emekçilerin, ötekileştirilmiş ve eşitsizliğe sürüklenmiş toplum kesimlerinin hak ve özgürlüklerinin sağlanmasından, doğanın ve çevrenin korunmasından yana olacağıma, ölüme karşı yaşamı savunacağıma, her zaman önce halkın yanında, iktidar gücünü halka karşı kullananların karşısında duracağıma, demokratik ve sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla yaşama geçirilmesi için gayret göstereceğime ve avukatlığın bir kamu hizmeti olmasının gerektirdiği adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile meslek etiğine bağlı, mesleğin sorunlarını çözme gayretinde olan, mesleğimizi daha iyi yerlere getirmek için konuşmaktan öte çalışmalar ve uygulamalar yapan bir baro başkanı olacağıma huzurlarınızda söz veriyorum.

Beni dinlediğiniz için her birinize içtenlikle teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

Av. Oya TEKİN
Adana Barosu Başkan Adayı

Av.Oya Tekin’i sosyal medyada da takip edin.